Eğitsel Rehberlik

EĞİTSEL REHBERLİĞİN ÖNEMİ

Eğitsel rehberlik hizmetleri bir bakıma öğrencinin "öğrenmeyi öğrenmesi"ni sağlamaya çalışır. Bu amaçla da eğitsel rehberliğin kapsamına, öğrenciye zamanı iyi kullanma, verimli ders çalışma yolları, plan yapma ve uygulama, öğrenmeye güdülenme, öğren­diklerini unutmadan bellekte saklama, sınavlara hazırlanma, kaynaklardan yararlanma, yeteneklerini geliştirme, öğrenme en­gellerini aşma, eğitsel seçimler yapma vb. gibi pek çok konuda olumlu tutum ve alışkanlıklar geliştirmesine yardım hizmetleri girer. Bu tip becerilerin kazanılmasında öğrenmeye karşı olumlu tutumların geliştirilmesinde kuşkusuz, ilköğretim dönemi son de­rece önemlidir. Bu dönem çok iyi değerlendirilmelidir. Çünkü örgün eğitime başladığı ilk yıllarda, kazanılan duyuşsal niteliklerin değiştirilmesi güçtür, ilk yıllarda kazanılan olumlu ya da olumsuz yaşantılar öğrencinin tüm eğitim sürecini etkiler. Ayrıca, öğren­cinin İlgi, yetenek ve özelliklerini, öğrenme güçlüklerini, eğitsel ihtiyaçlarını saptamak için yapılan öğrenciyi tanıma çalışmaları, eğitsel rehberlik kapsamında yer alan önemli etkinliklerdendir.

Çocuğun dönemlere özgü ihtiyaçlarını karşılayacak yeterlilik­leri kazandırmak ve "eğitsel gelişim görevlerini" başarmasına yardımcı olmak esastır.

1

Eğitsel rehberlik hizmetleri sürekli olmalıdır. Bu hizmetler­den bir kısmı kimi dönemlerde daha çok önem kazanırsa da, öğrenim sürecinin hemen her evresinde gereklidir. Sadece önem ve öncelik sırası değişebilir. Çünkü belli hizmetler kritik dönemlere denk düşmek zorundadır.

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA

Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, on­ların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalış­mamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok ça­lışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalış­mak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlar­dan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.

Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve ni­yetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalış­masını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıkları­nı bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.


 

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI NELERDİR?

I- AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ

Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir prob­lemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bula­bilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulu­nu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar.


II- PLANLI ÇALIŞINIZ

Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerek­tiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da ça­lışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda bir­den çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz bi­çimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.

Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "ne­rede" çalışacağınıza karar vermek demektir.

III-       ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ

Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve ye­tenekleri bakımından birbirle­rinden farklıdırlar. Bir öğren­cinin isteyerek çalıştığı ve he­men öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yo­rulabilir ya da çalışmak isteme­yebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.

IV-     VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ 

Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öf-ke, aşırı kaygı, fazla he­yecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, nor­malin altında ve üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.

V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ

Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağ­lanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı, elveriş­siz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır. 

Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleş­tirecek, öğrencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.

3

 

VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ

İnsanda dikkat her an var­dır, önemli olan bunun çalı­şılan konu üzerinde topla- nabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dik­katin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerler-de çalışmak, gürül­tünün bulunmadığı ortam­larda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurma­mak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak,

işleri sı­raya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önle­yici yöntemlerdir.

VII-      DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ

Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edil­gin durumda kalan öğrencilerin işle­nen konuları anlamaları zordur. Öğ­renciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçir­melidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli gü­veni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar.

 

 

Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konu­lar gözden geçirilirken, anlamakta zorluk çekilen yerler belir­lenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretme­ne sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri da-ha çok sevdikleri de unu­tulmamalıdır.

VIII-        NOT TUTUNUZ

Öğrencilerin büyük bir kısmı not tut­ma tekniğini bilmemektedir.

Not tutarken;

1-  Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi ya­zılmalıdır.

2-   Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir. 

3- Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavra­maya çalışmakla geçmelidir.

4-  Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak an- latılıyorsa notlar arasına bunlarda alınmalıdır.

5-   Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.

6-  Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvedde yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilme­lidir.

 

 

IX- ARAÇ - GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ 

Öğrenci, herhangi bir konu­nun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar baş vurur­sa, öğrenme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok geniş­leyecektir.

Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalar­ca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmak­tadırlar.

X- VERİMLİ OKUYUNUZ

Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı oku­ma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğ­rencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu hız okunulan ya­
zının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır. Hızlı okumanın en önemli yolu sesiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma çalışmaları ya­pılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe başla­malı giderek boş zamanları okuyarak değerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.

XI-ARALIKLI TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ 

Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri öğrenilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir. Öğren­ciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.

Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraf­tan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.

 

İyi not tutmanın anahtarı iyi dinlemektir. Size anlatılanları duymanızın, onları dinlemiş olduğunuz anlamına gelmediğini bi­lirsiniz. Aşağıda etkin bir dinleyici olmanızı sağlayacak 6 basa­maktan oluşan İFİKAN adlı bir yaklaşım anlatılmaktadır.

 


REHBERLİK SERVİSİ

İLERİYE BAK

 

Dersi dinlerken öğretmenin anlatmakta olduğundan yola çı­karak, daha sonra söyleyeceklerini önceden tahmin etmeye çalışın. Bunun dört yararı vardır.

~ Uyanık kalırsınız.

~ Dikkat kopmalarını önler, dikkatinizi sürdürürsünüz. ~ Aktif katılımda bulunursunuz. ~ Motivasyonunuz artar.

Üç aşamada "ileriye bak"mak müm­kündür.

1-           O gün öğreneceğiniz konuları ön­ceden okuyun. Bu size dersi dersten sonra daha iyi hatırlamanıza olanak verir.

2-   Dersten önce konuları okurken cevaplandırılmasını isteyeceğiniz so­ruların neler olabileceğini düşünün.

3- Eğer yukarıda anlatıldığı gibi bir ön hazırlık yapmış olsanız bile, dersi dinlerken, öğretmenin daha sonra ne söyleyece­ğini düşünün. Öğretmenin anlattıklarını göz önüne alarak, bir sonraki aşamada neyin gelebileceği konusunda fikir yü­rütün. Eğer öğretmen sizin düşündüğünüzü söylememiş bile olsa, zihninizi konu etrafında yoğunlaştırdığınız için dersi daha iyi anlar, sonra daha çok şey hatırlarsınız.

FİKİRLER

Önemli fikirlere kulak kabartmanız gerektiğini hatırlatır. Ders konusu, bir konunun temelini oluş­turan belirli fikirleri içerir. Bu fikirlerin neler ol­duğuna dikkat edin. Genellikle anahtar fikirler ör­neklerle, açıklamalarla, kanıtlarla desteklenir ve sık sık tekrarlanır. Kendinize sürekli olarak şu so­ruları sorarak anahtar fikirleri bulabilirsiniz:

BURADA TEMEL FİKİR NEDİR? YENİ BİR FİKİR Mİ?

ÖĞRETMENİN BU ÖRNEĞİ VERMESİNİN SEBEBİ NE?

ÖĞRETMENİN BU ANLATTIĞI NEYİ ORTAYA KOYUYOR?

Bu sorularla anahtar fikirleri, temel fikir ve kavramları bul­manız mümkün olacaktır. Bir süre sonra ise anahtar fikirlerin tekrar tekrar geçtiğini göreceksiniz.

 

Bir ders sırasında anlatılan birçok şeyin, az sayıda anahtar fikir ve temel kavramı ortaya koymak ve bunları desteklemek için tekrarlandığını fark edeceksiniz.


OKUL bir OYUNdur. Bu oyunun kurallarını bilerek ve buna uyarak oynarsanız hem başarılı olur, hem de bu oyundan zevk alırsınız. Öğretmenlerin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmak okul oyununun en zevkli yönlerinden biridir.

 

Bir öğretmen hemen hiçbir zaman açık açık "Bu sınav sorusu­dur!" demez. Ancak bir konunun önemli bir noktasını anlatırken belirli kelimeler kullanarak veya ses tonunda farklılıklar yara­tarak size ipucu anlamına gelecek işaretler verir.


 


Bu işaretlere örnek olarak şunlar sıralanabilir:

Eğer öğretmen ana fikri destekleyici kanıtlar veriyorsa muhtemelen şu kelimeler ile işaret edecektir:

 

 

Öğretmeniniz önemli bir açıklama yapacaksa şöyle diyecektir: 

 

Bu nokta öğretmeninizin açıklama yap­mak üzere olduğu anlamına gelir. Burada zihninizden siz bu sebepleri bulmaya ça­lışabilir ve öğretmenin söyleyeceklerini not etmeye hazır olabilirsiniz.

Son bölümler ve özetler için ise şu işaretlerin kullanılması muhtemeldir:

 

Bu işaretlere dikkat ederseniz, bir sınavda hangi soruların so­rulacağını önceden bilerek girersiniz.

Aktif bir dinleyici olabilmek aynı zamanda eldeki imkanlardan en iyi biçimde yararlanmayı gerekti­rir. Bunun için yapmanız gerekenler şöyle sırala­nabilir.

~ Derse zamanında gelin.

~ Görebileceğiniz, duyabileceğiniz, görülebileceğiniz ve du­yulabileceğiniz bir yerde oturun.

~ Öğretmenin söylediklerini yalnız içinizden tekrar ederek veya söylediklerini yazarak değil, aynı zamanda başınızı sallayarak, gülümseyerek, anlamadığınız zaman kaşınızı ça­tarak, şakalarına gülerek tepki gösterin.

 

Öğretmene tepkide bulunarak ve onu cesaretlendirerek, din­leyeceğiniz dersin kalitesini yükseltmek önemli, ölçüde sizin elinizdedir.

 

REHBERLİK SERVİSİ

ARAŞTIR

  • Öğretmene konu ile ilgili soru sorun.
  • Konu ile ilgili kendi fikirlerinizi öğretmeni­nizle veya dersten sonra bir arkadaşınız ile paylaşın.
  • Sorularınıza verilen cevabı anlamadı iseniz, yeni sorular sorun veya ek açıklama isteyin.
  • Hiç şüphesiz sınıftaki bütün öğrencilerin hepsinin yukarıda sayılanları bir derste yapmaları mümkün değildir. Bunları derste öğretmene soramadığınız durumda, dersten sonra sormaya, olmazsa bir arkadaşınızla bu konuları konuşmaya gayret edin.
 
  • Aklınıza gelen soruları veya konu ile ilgili yorumlarınızı unutmamak için defterinize not edin.

NOT TUT

Not tutmak duyduklarınıza mantıklı bir çer­çeve sağlayarak dersi etkin bir şekilde dinle­menize yardımcı olur. Not tutmak öğrenme olayının ön şartlarını yerine getirmeye imkan verir. Bunlar:

  • Uyanıklık ve dikkat
  • Aktif katılım
  • Motivasyon
 
  • Sonuçların geri bildirimidir.

Gerektiğinde kısaltılmış kelimeler kullanarak not alın. Satır­lar arasına boşluklar koyun ki sonradan kaçırdığınız notları yazabilesiniz. Not tuttuğunuz kağıtta cömert olun. Renkli kalemler kullanın, işaretlemeler yapın. Ana başlıkları ve alt başlıklıları numaralama ve harfleme sistemi ile veya fikirler arası bağlantılar kurabileceğiniz bir yöntem kullanın. 

 

Unutma! Başarmak için "unutmayı"

unutmalısınız

 

REHBERLİK SERVİsİ

En çok neleri unuturuz?

*  Adlar,

*  Rakamlar ve tarihler,

*İstenmeyen şeyler,

*Zor öğrenilmiş, tam olarak kıvranılmamış konular,

*İnançlarımıza ve ön yargılarımıza ters düşen (garip) gerçekler,

*  Kısa sürede ve zorla öğrenmek zorunda kaldıklarımız,

*  Başarısızlıklarımız,

*  Öğrenmeye çalışmadan rasgele edindiğimiz bilgiler,

*Öğrendikten sonra üzerinde yeterince düşünmediğimiz konular,

*  Yorgun, hasta, isteksiz ve sıkıntılı anlarımızda öğrenmeye ça­lıştığımız bilgiler,

*  Uzunca bir sürede çalışarak, ara vermeden öğrenilenler,

*  Anlayamadığımız, bize "anlamsız" gelen şeyler.

Ya en az unuttuklarımız

*  Güzel olaylar, anılar,

*  Yatmadan önce gözden geçirilenler,

*  Hatırlanması gerektiğine karar verilen şeyler,

*  Üzerinde sık sık konuşulan tekrar edilen şeyler,

*  Kazanılan başarılar,

*  Kişiye anlamlı gelen konular,

*  Sık sık kullanılan zaman zaman gözden geçirilen veya düşünü­len konular.

*  Üzerinde iki hafta geçmeden yinelenenler,

*  Her zaman yüksek sesle düşünülenler ve konuşulanlar,

*  Çocukluk döneminde kazanılan ve bellekte kalıcı izler bırakı­lan, anılar, anlar,

*  Fiziksel becerilere sıkı sıkıya bağlı olanlar,

*  Kişiyi doğrudan ilgilendiren konular ve olaylar.

Unutmaya karşı En iyi ilaç: Tekrar...Tekrar... Yine Tekrar!

 

Düzenli tekrar yapmayan öğrenci, daha önce öğrendiği bilgile­ri çok az hatırlayacağı için, bilgiler arasındaki bağlantıyı kur­makta zorlanır ve verimi düşer. Bu da zaman ve emek kaybıdır. Kısır döngüye ve umutsuzluğa yol açar.

Düzenli tekrar tekniklerinin uygulanmasıyla, daha çok şeyi hatırlamak mümkündür.

Sistemli bir tekrar programı sizlere, şu çok önemli 3 şeyi ka­zandırır:

 

 

PANİK YAPMA

Önemli durumla acil durumu birbirinden ayırmak, baskı altında bunalmamak gerekir. 'Acil durum'lar öğrencilerin tüm enerjisini çekip, tüketirler.

Unutma!

Her acil durum, önemli durum değildir.

Panik Yapma!

Gümüş günler, altın saatler, boş geçmemeli!




Zaman Kullanımı:

Başlangıçta hepimizin eşit olarak sahip olduğu tek şey zaman­dır. Sorun ne kadar zamanımız olduğunda değil, sahip oldu­ğumuz zamanı nasıl kullandığımızdadır. Zaman, eşsiz bir kay­naktır. Biriktiremeyiz; harcamak zorundayız. Onu istediğimiz zaman durduramayız.

Zaman:

Tekrar ele geçmeyen tek şey!

Başarını Zamana bırakma!

'Tanrı cevizi verir, ama kabuğunu kırmayı sana bırakır'.

H. J. BROWN


Hedefe varan yolda, zamana sen hükmet!

 

Kaygıdan uzak, rahat bir sınava hazırlık süreci geçirmeniz, za­manı kendi amacınız ve planınız doğrultusunda kullanabilmeni­ze bağlıdır. Sınavlara hazırlık sürecini rastlantılara bırakırsa­nız, başarınızı etkileyecek pek çok olumsuz şeyle karşılaşabi­lirsiniz.

Dikkat!

Zaman hırsızlarına Zamanınızı Çal­dırmayın!

Çevremizde çok zaman hırsızı var. Bun­ların sayıları giderek de artıyor. Burada önemli olan bu zaman hırsızlarına, sizin fırsat verip, vermemenizdir! Bu sorunu aşmak için, öncelikle sizin zamanınızı çalan şeyleri saptamanız ve bu zaman hırsızlarına engel olmanız gerekir.

Öğrenme stilleri nedir?

Öğrenme stili; Bireyin öğrenirken ve başkaları ile iletişimde bulunurken, öğrenmeye hazırlanma, öğrenme ve hatırlama aşamalarında diğerlerinden farklı yollar kullanmasıdır. Öğrenme stilleri bireyin doğuştan sahip olduğu ve onun başarısını etkileyen karakteristik özelliğidir. Öğrenme still­erini, öğrenciler, öğretmenler, yöneticiler ve anne-babalar başta olmak üzere tüm ilgililerin bilmesin de yarar vardır. Çünkü öğrenme stillerinin bilinmesi, akademik başarısı ko­nusunda desteğe ihtiyacı olan öğrencinin öğrenmesini kolaylaştıracaktır. Öğrenme stili bilinmediği için öğrenmekte zorlanan öğrenci istenmeyen davranışlar sergileyebilir. Büyük ölçüde doğuştan gelen bu karakteristik özelliklerin; aile, uz­man ve okul işbirliği ile küçük yaşlarda belirlenmesi gerekir.

Ailelere Öneriler: Her bireyin kullandığı öğrenme şekilleri farklılık gösterdiği için öğretimin bireyselleştirilmesi ger­ekmektedir. Bunu için çocuğunuzun en iyi öğrendiği yolu öğrenmelisiniz Çalışma ortamının uygun öğrenme stiline uy­gun şekilde düzenlenmesi, çocuğun ders sorunlarında ona yol göstermesinde de oldukça etkilidir. Bir bireyin etkili ve ver­imli ders çalışma sistemlerini belirleyip uygulayabilmesi için; öncelikle öğrenme stilini iyi tanıması önemlidir. Bu sebeple çocuğunuzun öğrenme stilini öğrenmeniz çocuğunuzu yön­lendirmeniz ve desteklemeniz için fayda sağlayacaktır.

Sevgili anne-babalar ve sevgili öğrenciler sizin için öğrenme stilinizi belirleyebilmek için bir test koyduk. Kendinizi tanımanız için yararlı olacağına inanıyoruz.

"Geleceğin cahili, okuyamayan değil; nasıl öğreneceğini bilmeyen kişi olacaktır."___________________________________________


 


Öğrenme stilleri ile zeka arasında bir bağlantı tespit edile­memiştir. Her insanın bu stillerden yalnız birine sahip olması gerekmez, ikisini hatta üçünü de taşıyabiliriz. Bazı kişilerde iki stil ağırlıklı olarak vardır. Bazı kişiler bu üç özellikten biri­ni diğer ikisine göre taşırlar. Bu kişiler klasik okul sisteminde zorlanırlar. Özellikle ağır dokunsal/kinestetik ve ya ağırlıklı işitsel olan ve diğer stillerin özelliklerini göstermeyen öğrenciler Bu gruba girmektedirler. Dokunsal/kinestetik ağırlıklı öğrenciler mutlaka dersi ellerini kullanarak yapmak isterler. Oysaki öğrenci sınıfta oturmak, öğretmen de aktif olmak zo­rundadır. Bu öğrenciler arkadaşlarını rahatsız eder ve sınıfın düzenin bozarlar. İşitsel ağırlıklı öğrencileri gözle okumaları sıkıntıya düşürebilir, çünkü sesin işitilmesi öğrenmelerini ko­laylaştırır, hatta bazı durumlarda öğrenmeleri için şarttır. O nedenle ilköğretimde öğrencileri alıştırmaya çalıştığımız gözle okuma işitseler için bir sorun olabilir. Bu konuda işitsel öğren­cilere yardımcı olunmalıdır.

Öğrenme stillerinin bilinmesi tembel veya yaramaz olduğunu sandığımız pek çok öğrencinin sadece kendi stilinin bilinmediği ve dikkate alınmadığı için öğrenemediği ve/ya istenmeyen şe­kilde davrandığı gerçeğinin anlaşılmasını da sağlayacaktır.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için rehberlik servisimize başvurabilirsiniz.



BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates